Pazartesi, Ekim 23, 2006

Pazar, Ekim 15, 2006

silinmiş anılar...

evin dışında durmuşum
içeri girmeye çalışıyorum
içini unutmuşum..
duvardaki leke neye benziyordu
eşik yüksekmiydi..
kaybettiğim anahtarı düşündüm
kaç kez kilitleniyordu kapı.
odamın şekli nasıldı
duvarın rengi.
banyo büyüktü
mutfak nasıldı..

Perşembe, Ekim 05, 2006

yine geçmişten...

geçen gün birkaç arkadaşımla sohbet ederken geriye gittik, oldukça geriye
taaa çocukluğuma :)

yazlık kışlık, ayakkabı derdi derken konu geldi bana ilk okul 1. sınıfta alınan şapkalı kabana...

o zamanların en büyük tasarrufu 1 numara büyük al da seneye de giysin hesabı.
neyse bana kaban alındı ve kaç numara büyüktü bilmiyorum ama yürürken yolu süpürdüğünü hatırlıyorum koyu lacivert renkte ve şapkayı kafama geçirdiğimde önümü de rahatca göremiyordum tabi.

ve üstünden kaç yıl geçti hatırlamıyorum. aynı kaban artık yeri süpüremiyor rengi açılmış ama aynı sırtta...
orta ikiye gidiyordum herhalde, evde soba yanıyor. babam keyifli bir şekilde akşam yemeğini bekliyor. okuldan eve yeni gelmişimki ısınıyorum sobanın karşısında:)

birden aklıma geldi işte.. aldım yerden sobanın çengelli demirini buyuk kapağı açtım. ( tabii babmın gözleri üstümde bana bakıyor ) kabanı sırtımdan çıkardığım gibi bir hışımla katlayıp attım sobanın içine.
ve bende gülümseyerek sofraya yöneldim. amacım keyifli bir biçimde yemeği beklemek..

babam bana ;
ne oldu şimdi diye sordu..

ben babama;
belki yenisini alırsın dedim.


ve yemeği yedik. ödevlerimi yaptım. yattım. bir daha bu konu hiç açılmadı...


lise son sınıfa kadar babamın kabanını giydim...


derken büyüdüm. bamamı kaybettim. iş güç sahibi oldum.
maaşımın en az beş katı kadar pahalı bir pardesü aldım kendime. aradan en az 7 yıl geçti ve en fazla 5 kere giydim onu.

Pazar, Ekim 01, 2006

hayat işte...

hayat kendini göstermek için yapılan bir spor değildir.
istesende
istemesende devam eder..